Kendi blogunu oluştur ;)

kilo verme, sağlıklı zayıflama, rejim ve egzersizler,Kilo vermenin püf noktaları, zayıflama diyetleri, kilo verme ,cilt bakımı,sivilce ,akne,siyah noktaların,bakımı,

kilo verme. nasıl başlayalım Enerji besinler vasıtası ile alınır ve bedensel...Kilo vermenin en etkili ve doğru yolu vücut yağ depolarının azaltılmasıdır..Kilo vermenin en etkili ve doğru yolu vücut yağ depolarının azaltılmasıdır..kilo verme, Diyet. Diyete başlarken, Diyete Başlarken. diyet yemekleri, çorbalar, saşatalar, diyet çorbası, diyet salatası ..Yüzde beliren lekeler (siyah ve sarı lekeler). Taze (hıyar) salatalık püresi yüze devamlı sürülerek giderilir. Cilt yumuşak ve pürüzsüz olur..lekeler,Göz Çevresi Bakımı, Erkeklere Özel Cilt Bakımı , Cilt Bakım Reçeteniz..

YÜZ TEMİZLİĞİ

 

Neden? 
 Günlük makyaj temizliği cildinizin ışıltısı ve tazeliği için vazgeçilmez bir etaptır. Kolayca ve kısa sürede yapılan bu işlem cilde sağlık, canlılık verdiği gibi, dış etkenlere karşı kendini korumasına da yardımcı olur. Sabah ve akşam temizlenmeyen bir cilt donuklaşacak, hassaslaşacak ve dıştan gelen etkilere karşı dayanıksız olacaktır. Günlük cilt temizliği cildin fizyolojik dengesini koruması açısından son derece önemlidir.
 
Ne zaman? 
 Günde iki kez: sabah ve akşam.
-Sabah: gece boyunca biriken sebum ve atıklardan cildi temizlemek için.
-Akşam: makyaj artıklarından ve gün boyu cilt üzerinde birikmiş olan kir ve tozlardan cildi temizlemek için.
 
Nasıl? 
 İhtiyaç ve eğilimlerinize uygun yapıda ve ambalajda pek çok temizleyici ürün çeşidi vardır: süt ve losyonlar, jeller, yağlar, makyaj temizleyici mendiller gibi. Bu temizleyicilerin büyük çoğunluğu içeriklerinde bulunan pek çok aktif madde sayesinde cilt bakımı yapma, tahrişi, kızarıklıkları, kırışıklıkları engelleyip, cildi yatıştırma özelliklerine de sahiptir.
   
Günlük temizleyiciler
 
Su
 
 Suyla temastan hoşlanıyorsanız, su ile durulanabilen bir jel veya köpüklü krem kullanın. Musluk suyu, çok temiz de olsa, tek başına kir ve makyaj artıklarını çıkarmaya yeterli değildir. Yüzünüzü durularken ılık su kullanın; ılık su cilt ısınıza daha yakın olduğu için temizleyicilerin yağ ve kirleri daha iyi eritmesine yardımcı olur. Yüzünüzü ılık su ile iyice duruladıktan sonra soğuk su uygulayın, böylece gözenekleriniz sıkılaşacak ve cildinize canlılık gelecektir. Cildinizi temizledikten hemen sonra kurulayın. Su buharlaşmaya başlayınca cildinizi nemsiz bırakabilir.
 
Sabun  
Klasik sabunlar cildi kuruttukları için genellikle önerilmez. Kurumuş bir cilt dayanıksızlaşır, tahriş ve çizgi oluşumuna meyilli bir hale gelir. Bu nedenle sabunsuz temizleyicileri tercih edin.
 
Jel 
 Hafif yapıda oldukları için, özellikle karma ve yağlı ciltler için uygundur. Cildi yıpratmadan ve kurutmadan derinlemesine temizlerler. Bazılarında yatıştırıcı ve anti-bakteriyel aktifler de bulunur. İdeal uygulama yöntemi, küçük ve yuvarlak formda bir yüz fırçası* ile uygulamaktır: fırçayı ıslatın, fazla suyunu silkeleyerek atın, fındık büyüklüğünde bir parça jeli fırçanın üzerine koyun ve tüm yüzünüze küçük ve dairesel hareketlerle uygulayın.
Dikkat: Yüzünüzde sivilceler varsa fırça yerine parmaklarınızı kullanın. Fırça sivilcelerinizin dağılmasına neden olabilir.
*Yüz fırçanız yoksa eşinizin veya babanızın kullanmadığı bir tıraş fırçasını temizleyip hijyenik hale getirdikten sonra yüz fırçası olarak kullanabilirsiniz.
 
Krem
 
Hassas ve kuru ciltlere daha uygundur. Besleyici ve yumuşatıcı aktifler içerdikleri için kıvamları koyudur. Aynı zamanda yatıştırıcı ve kızarıklık önleyici aktifler de içeren temizleyici kremler, kuru ciltlere konfor ve rahatlık sağlar.
 
Makyaj çıkarıcı su 
 Hiç makyaj yapmayanlar veya çok hafif yapanlar için idealdir. Alkolsüz ve renksizdirler; yapıları çok hafiftir, her cilt tipine ve cildin pH oranına uygundur. Durulama gerektirmeden bir pamuk ile yüze ve boyuna uygulamak yeterlidir. Temizleyici ve yatıştırıcı bitkisel özlerle zenginleştirildikleri için cilde sıkılık, güç ve ışıltı verirler.
 
Makyaj çıkarıcı süt 
 Yoğun makyajları cildi yıpratmadan çıkarmakta çok etkilidir. Cilt tiplerine uygun değişik içeriklerde olanları vardır. Akıcı yapısı sayesinde yumuşak bir temizlik sağlar. Yüz ve boynunuza bir pamukla veya parmak uçlarınızla uygulayabilirsiniz. Sonrasında süt artıklarını temizlemek için tonik uygulayın.
 
Makyaj çıkarıcı yağ 
 Yoğun ve suya dayanıklı makyaj yapanlar için uygundur. Dayanıklılığı yüksek ve yağlı rujları, suya dayanıklı rimelleri tam anlamıyla çıkaran yegane temizleyicilerdir. Adları "yağ" olsa da yağsız ve her cilt tipine uygundurlar. Nemsizliği önlerler. Genellikle öz yağlarla, anti-age aktiflerle ve yatıştırıcı ajanlarla zenginleştirilmişlerdir. Cilde satenimsi bir görünüm ve yumuşak bir dokunuş kazandırırlar.
 
Makyaj çıkarıcı mendiller
 
 Hafif makyaj yapanlar ve zamanı az olanlar için idealdir. Temizleyici ajanlarla nemlendirilmiş ve alkolsüz olan bu mendiller göz dahil, yüz ve boyundaki makyajı hızla ve yumuşaklıkla çıkarır. Özellikle yolculuklarda son derece pratiktir. Pek çok çeşidi vardır:  kuru ciltler için kremli olanlar, hassas ciltler için yatıştırıcı olanlar, nemlendiricililer vb.
Dikkat: Kullandıktan sonra kurumamaları için kutuyu veya paketi sıkıca geri kapatın.
    
Küçük ipuçları   
 
Göz makyajını temizlemek
 
 1- Pamuğunuzu göz makyajı temizleyiciniz ile ıslatın. Gözlerinizi kapatın. Yavaş ve hafifçe kirpik köklerinizden uçlara doğru rimelinizi çıkarın. Kirpiklerinizin rimelden tamamen arındığından emin olduktan sonra, üst göz kapağınızı içten dışa doğru temizleyin. Makyajınızı süt veya yağ ile çıkardıysanız suyla durulayın.
2- Göz makyajınızı temizlerken sert ve yıpratıcı hareketlerden kaçının. Göz çevresindeki deri çok ince ve hassastır; kolaylıkla tahriş olur ve kırışabilir.
3- Göz makyajınızı tamamen temizleyip duruladıktan sonra bir kağıt mendil veya yumuşak bir havluyla iyice kurulayın. Islak kalmış bir cilt nemsizliğe neden olur.
 
Tonik
 
 Bazı temizleyicilerden sonra cilde tonik uygulamak gerekir. Tonikler cilt tiplerine göre farklı hazırlanmıştır. Temizleyici artıklarını alır, gözenekleri sıkılaştırır.
 
Şampuan
 
 Duş veya banyo sırasında yüzünüzü şampuan ile yıkamayın. Şampuanlar yüz derisi için yıpratıcı olabilecek temizleyici ajanlar içerir. 




Sağlıklı bir cilt, sağlıklı bedenin yansımasıdır. Vücut vitamin, mineral ve önemli elementleri cilt altında depolar, iç organlar ihtiyaçlarını buradan karşılar. Hava kirliliği, mevsimsel ve hormonal değişiklikler, aşırı stres, yaşam tarzı (bilgisayarlı ortamlar, televizyon, elektrikli aletler) gibi faktörler nedeniyle vücut belli bir stres ortamına girer.

.Vücut bu stresi minimum zararla telafi etmek için ana rezervi olan ciltten tüm ihtiyacını karşılar. Buna bağlı olarak rezerv azalır ve cilt savunmasız kalır. Yaş ilerledikçe bu kayıplar cildi kurutmaya başlar. Sağlıklı ve güzel bir cilt için yedikleriniz, sürdüklerinizden daha büyük önem taşır.
.Akneler nasıl giderilir?
Dengeli beslenme cilt hücrelerini güçlü ve nemli tutar. Omega 3 ve Omega 6, elzem yağlar cilt hücrelerini saran zarı güçlendirir. Cildin daha genç görünmesini sağlar, kırışıklıkları önler. Cilt üzerindeki yaraların enfeksiyon kapmasını engeller, çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Elzem yağların eksikliği, cildin kurumasına ve çabuk yaşlanmasına neden olur.

.Ayrıca, Omega yağlarının ideal dengesiyle gelen düzenli kan dolaşımı sayesinde cilde daha fazla oksijen taşınır.

.Omega 3 ve Omega 6 yağlarının ideal dengesi, akne, siyah nokta gibi cilt sorunlarının giderilmesinde de etkilidir. Bu gibi cilt problemleri, A, D ve E vitaminleri eksikliğinin yanı sıra elzem Omega yağlarının eksikliğinden de kaynaklanır.

.Sıkı bir cildin sırrı
.Cilt sağlığı, kırışıklıkların giderilmesi veya oluşumunun engellenmesinde C vitamini, selenyum, dengeli beslenme, spor ve su çok önemli rol oynar.

.Kollajen sentezi için gereken sinyali C vitamininin oluşturduğu düşünülmektedir. Sıklıkla yediğimiz taze sebze ve meyveler C vitamini için çok iyi birer kaynaktır.

.Süt, yumurta, domates, greyfurt, badem, marul ve karnabaharda bulunan biotin de sağlıklı, parlak bir cilt ve saçlar için gereklidir.

.Koenzim Q 10, enerji üretiminde ve antioksidant olarak görev almaktadır. Antioksidant özelliğiyle yaşlanmanın etkilerini azaltıcı rol üstlenir. Koenzim Q 10 un cilt ve saç sağlığı üzerinde de olumlu etkileri vardır.

.Yağsız ve az yağlı kırmızı et, mayalı, kepekli ekmekler ve tahıl ürünlerini belli porsiyonlarda tüketerek alabileceğiniz lipoik asit ise, cilt hücrelerinin yenilenmesini sağlayarak daha dinç, canlı ve genç görünmenizi sağlar.

Hangi Hastalık İçin Hangi Yiyecek

Doğa bir eczane gibidir! Tahıl, sebze ya da meyvelerde bulunan çeşitli maddeler, vitaminler;depresyondan tansiyona birçok hastalığa iyi gelir. Urfa`nın acı pul biberinin cilde yararlı, teni güzelleştiren maddeler içerdiğini, İlaçta aspirin neyse, yiyecekler içinde elmanın da o, olduğunu söyleyen Londra Üniversitesi uzmanlarının hazırladığı doğal savaş programında hangi hastalığa karşı neler yemeniz gerektiği anlatılıyor.

GRİP
Satsuma: (Küçük portakal) İçerdiği folik asit ve C vitamini sayesinde öksürüğü ve kanlı tükürükleri keser. Ayrıca kan pıhtılaşmasına karşı en etkin doğal yiyecek olduğu için ileri yaşlarda felç ya da kalp krizi riskini de azaltır.
Tarçın: (Yemeklere girmiş olabilecek E-coli bakterisinin vücutta yayılmasını engeller. Mideyi düzene sokar. Kusmayı engeller. Hatta bal ya da limon suyuyla birlikte alındığında boğazdaki yanmaları keser.
Hardal: ( İçindeki singrin maddesi, midenin gaz çıkarmasına yardımcı olur. Sindirim sistemini düzenler, mide ağrılarını giderir. En fazla bir çay kaşığı alınmalıdır.
Nane: (İçerdiği mentol, midenin normalleşmesine neden olur. Vücuda giren grip mikrobuna karşı savaştığı gibi, ileri yaşlarda ülsere yakalanma riskini de azaltır. Nane çayı, baş ağrısı, grip, stres gibi hastalıkların yanı sıra mide yanmasına da bire birdir.

DEPRESYON
Avokado: ( Sindirimi çok rahat olan bu meyvayı özellikle yeni doğmuş bebeklerin ilk maması olarak tavsiye ederiz. İçerdiği E vitamini kalbe iyi gelir, yüksek potasyum da dinç tutar ve insanı depresyona sokan uyuşukluluk ve rahatlığı üzerinden atar. Vücudun kolesterol oranını ayarlar. Teninizin sürekli hücre yenilemesine neden olur. (Zayıflamak isteyenler dikkat: Yağ oranı bir çikolata kadar yüksek olan avokadoyu yememenizi öneririz.)
Çikolata: ( Sütlü çikolataları tercih edin. Çünkü içerdiği kakao yağı, magnezyum, E vitamini beynin kendisini yenilemesine ve psikolojik rahatlık sağlamasına yardımcı olur. Migreni olanlar çikolatadan uzak durmalıdır.
İstiridye: ( İçindeki demir, sperm sayısını ve insanın seks gücünü artırır. A, B12 ve C vitaminleri içerir. Beyin için en faydalı yiyecek olan istiridye, enerji verir. (Dikkat: Kolesterol oranı birçok balığın iki katıdır.)
Patates: ( Orta boy bir patates,bir insanın bir gün içinde alması gereken C vitaminini içerir. Beyindeki serotonin adlı kimyasal maddenin kendisini yenilemesini sağlar.

İDRAR YOLLARI
Nane: İdrar söktürücü özelliğe sahiptir. İçerdiği mentol, midenin normal işlevini görmesine neden olur. Vücuda giren grip mikrobunakarşı savaştığı gibi, ileri yaşlarda ülsere yakalanma riskini de azaltır. Sabahları mide bulantısını keser. Nane çayı, baş ağrısı, stres gibi hastalıkların yanı sıra mide yanmasına da bire birdir. Ancak nane çayını aç karnına değil, tok karnına içiniz.
Elma: İçindeki C vitamini ve pektin oldukça faydalıdır. Kolesterolü düşürür, sindirim sistemini düzenler ve idrar ve hacet yollarındaki sorunları giderir.
Kepekli ekmek: B3 vitamini, demir, potasyum ve folik asit içerir. Çok fazlası idrar yollarına zarar verirken, günde 2 dilim yemek iyi gelir.

ALERJİ
Kayısı: İçindeki betakarotene adlı madde hücrelere saldıran molekülleri kontrol altına alarak,kanseri önler. Bir kayısı ne kadar parlaksa, içindeki betakarotene oranı o kadar yüksektir. İçerdiği kalsiyum ve magnezyum, gırtlak yanmalarını engeller. Kuru kayısıya rengi bozulmasın diye eklenen sülfür dioksit, astım gibi alerjilere iyi gelir.

HEMOROİD (BASUR)
Hindistan cevizi: İçerdiği myristin adlı madde kusmayı engeller, basur tedavisinde birebirdir. (Dikkat! Ancak fazlası basur için tehlikelidir.)
KARIN AĞRISI
Papatya çayı: Bağırsak yollarında toplanan gazı çıkartır, sindirim sistemini düzenler, mide ağrısını keser.

KARACİĞER
Enginar: Cynarine adlı madde sayesinde en sert yiyecekleri dahi sindirimine yardımcı olur.Karaciğer hastalarının yanı sıra romatizma, artirit ve gut hastalığına yakalananlarla, hamilelere şiddetle tavsiye ederiz.
Meyan kökü: Dünya üzerinde birçok kabile yüzyıllardır ülser, artirit, bronşit ve karaciğer rahatsızlıklarına karşı meyan kökünü "doğal ilaç" olarak kullanır. Adrenalini yükseltir, insanın strese girmesini engeller, kan basıncını düşürür.
Zerdeçal: Karaciğer rahatsızlıklarının yanı sıra sindirime de yardımcı olur.

DİŞ
Ekmek: Şekerli yiyecek yenildiğinde içindeki asitler dişlere her 20 dakikada bir saldırır. Ekmek,dişleri korur. Gün boyunca 6 ila 11 dilim ekmek yiyin.
Meyve: (Her çeşit) Günde 2 ila 4 öğün meyve tüketin.
Sebze: (Her çeşit) Günde 3 ila 5 öğün tüketin.
Yoğurt veya beyaz peynir: Eğer yemekler arası atıştırırken diş sağlığınızı düşünüyorsanız,kalsiyum deposu olan bu iki yiyeceği tercih edin.
Muz: Yüksek miktarda karbonhidrat içerir. Zengin bir potasyum kaynağıdır. Bu mineral, kalbin düzenli olarak çalışmasını ve tansiyonun düzenli olmasını sağlar.

TANSİYON
Rezene: İçerdiği potasyum sayesinde tansiyonu düzenler. Sağlıklı kan hücreleri için gerekli olan folik asidi de bol miktarda bulundurur. Rezene çayı sindirim için iyidir.
Tahıl: Kan damarlarını gevşeten ve rahatlatan bir tür fotosentez kimyasal maddesi içeriyor. Bu sayede kanın damarlardan daha rahat geçmesini sağlıyor. Tahıl yemek sebzelere oranla vücutta daha fazla kalori yakılmasını sağlar. Kalorinin azalması tansiyonu düzenler.
Un: Yapıldığı tahılın besin değerlerini içerir. B vitaminleri, E vitamini, demir ve magnezyum açısından oldukça zengindir.
Karaciğer: Sağlıklı bir bağışıklık sistemi, cilt ve keskin gözler için gerekli olan A vitamini açısından zengindir. Küçük bir porsiyonu günlük A vitamini ve demir ile aylık B12 vitamini ihtiyacını giderir.

SİNDİRİM SORUNLARI
Arpa: İçerdiği kalsiyum ve potasyum gibi mineraller ile B vitamini vücuda direnç kazandırır.Ayrıca ABD`deki bir araştırma, 6 ay boyunca her gün arpa ürünü şeylerin yenmesinin kolesterol oranını yüzde 15 düşürdüğünü kanıtladı.
Yoğurt: Günde 150 gram yoğurt vücudun bir günlük kalsiyum ihtiyacını karşılar. Meyvalı yoğurtlara 3 çay kaşığı şeker eklendiği için şeker oranları daha yüksektir. Yoğurttaki potasyum, kan basıncı ve kalp atışlarını düzenler. Midenin yiyecekleri düzenli olarak öğütmesini sağlar...

KİLO KAYBI
Çikolatalı puding: Bu sayede vücuttaki kan istediği protein ve mineralleri alır. İngiliz Sağlık Bakanlığı, kilo kaybı yaşayanların günde 3 kez 1 hafta boyunca puding yemesini tavsiye ediyor.
Peynir: 100 gramında 78 kalori bulunuyor.
Yumurta: Günde 2 yumurta kadınların günlük protein ihtiyacının 4`te 1`ini, erkeğin ise 5`te birini karşılar. A,D,E ve B vitaminleri içeren yumurtadaki selenyum maddesi, bebeklerde sindirim sorunlarını çözer, yetişkinleri de kansere karşı korur.
Dondurma: Günde 2 top vanilyalı dondurma yemek, insan vücudunun günlük protein ihtiyacının yüzde 20`sini karşılar.
Salam: B vitamini, demir, sodyum ve potasyum deposudur.

MENOPOZ
Nohut: Sebze hormonu "fitoöstrojen" içerir. Bunlar östrojenin vücuttaki etkilerini dengeler ve menopozun yarattığı etkilere karşı korur. Sebze proteininin en zengin kaynaklarından birisidir.
Kola: Kafein vücudun yorgunluğunu alır ve konsantrasyonu sağlar.
Üzüm: İçerdiği "elajik" asit sayesinde menopozun neden olduğu kemik erimesine karşı korur. Kandaki östrojen seviyesini yükselterek de menopoz semptomlarını en aza indirir.
Kuru erik: Sadece iki-üç adet yemek dahi vücudun ihtiyacı olan antioksidanları karşılar. İdrar yolları kaslarını rahatlatır. Bu da kolon kanserine karşı korur. Demir, A vitamini, B6 vitamini ve potasyum içerir. İçerdiği yüksek orandaki bor minerali sayesinde menopoz dönemindeki kadınlarda östrojen seviyesini dengede tutar.
Tatlı patates: Adrenal salgılayan bezleri güçlendirerek vücuda enerji sağlar. Fosfor, magnezyum, kalsiyum, C vitamini, potasyum ve folik asit içerir.

ROMATİZMA
Enginar:Vücuttaki zehiri atma etkisi sayesinde başta romatizma olmak üzere gut hastalığı ve eklem yanmasına karşı birebirdir. Folik asit ve potasyum kemikleri güçlendirir.
Domates:C vitamini boldur.
Tahıl: İçerdiği doğal kimyasallar, romatizmanın yol açtığı eklem yanmaları ve romatizmal ağrıları hafifletir.
Kekik:Timol adı verilen bir tür doğal yağ, vücuttaki diğer yağların parçalanmalarını sağlar. Kekik yağı banyoda sürüldüğü zaman romatizma ağrılarını büyük oranda azaltır.
Zencefil: Uyarıcı etkileri kan damarlarını genişletip kan dolaşımını artırarak romatizma ağrıları ve yanmaları yok eder.

SİSTİT
Kuşkonmaz:Folik asit, C ve E vitaminleri içerir. Yenilen besinlerin vücuttaki zehirli kalıntılarını atmayı sağlar. Karaciğer ve böbreklerin çalışmasını kolaylaştırır, destekler. Bu nedenle doktorlar, sistit hastalarının mutlaka kuşkonmaz yemeleri gerektiğini söylüyor.

KANSIZLIK
Hurma:Türüne göre değişse de hurmaların birçoğu yüksek oranda demir içerir. Besin değeri yüksek ve önemli bir enerji kaynağıdırlar. Doğal müshil etkisine sahiptir. Kurutulmuş olanlarına göre daha yüksek oranda su ve daha düşük kalori içerir.

İDRAR VE BÖBREK
Pancar:Böbrekleri çalıştırır. Önemli bir potasyum kaynağıdır. Vücuttaki tuz oranını dengeler. Bu sayede böbrekler ve idrar yollarının çalışmasını destekler.
Kavun:Orta boy bir kavunun yarısı, günlük C vitamini ihtiyacını tamamen karşılar. A vitamini ve betakaroten içerir. Bunlar antioksidan, yani vücudu temizleyici etkiye sahiptir. Böbrekleri rahatlatır. Yüksek miktarda su ve düşük miktarda kalori içerir.

DİYABET
Kuru fasulye: Lif açısından zengin bir besindir. Bu da diyabet riskini büyük oranda azaltır.İçerdiği karbonhidratları vücudun şekere dönüştürmesi uzun sürer.
Mercimek: B vitamini, demir, kalsiyum, potasyum, fosfor ve magnezyum içerir. Çözünebilir lif içermesi sayesinde kandaki kolesterol oranını düşürür. Bu nedenle diyabet ve kalp hastaları için kaçınılmaz bir besindir.

BAŞ AĞRISI
Nane: Nane çayı baş ağrılarını dindirmek için birebirdir. İçerdiği mentol ve mentol doğal yağları sayesinde mideyi rahatlatma etkisine de sahiptir.
Biberiye:Kimyasal içerikleri sayesinde doğal bir ağrı kesici görevi görür.
Çikolata: Doğal antidepresan özelliği vardır. Çikolata magnezyum ve demir içerir. Sinirleri gevşetici özelliği sayesinde baş ağrısını dindirir.

VÜCUT SU TUTMUŞSA
Kuş üzümü: 100 gramı günlük C vitamini ihtiyacının tam 3 katını karşılar. Antibakteriyel ve yanmayı önleyici etkileri vardır. Zengin potasyum ve düşük tuz içeriği, dehidratasyonu olanlar için önemli bir doğal ilaçtır.
Kabak: 100 gram kabak günlük folik asit ihtiyacının 4`te birini karşılar. Yüksek orandaki potasyum sıvı-tuz dengesini sağlar.
Tahıl: İdrar yollarını açıcı, çalıştırıcı ve rahatlatıcı etkileri sayesinde dehidratasyonu rahatsızlığı bulunanların mutlaka yemeleri gerekir. Mideyi rahatlatıcı özelliği vardır.

EĞER MİDENİZ RAHATSIZSA

Tarçın:Mide yanmalarını ve kusma hissini alır.
Hindistan cevizi: Sütlü içeceklere eklendiği zaman mideyi gevşetici ve gazını alıcı bir etki yaratır. Mide bulantılarını önler.
Lahana: Mayalanma sırasında laktik asit üretir. Bu da sindirim sistemindeki zararlı bakterileri öldürerek sindirime yardımcı olur.

GUT (DAMLA HASTALIĞI)
Hamsi:Omega-3 yağı açısından çok zengindir. Kolesterol seviyesini düşürür. Kanın pıhtılaşmasını önleyerek damar tıkanıklığı, kalp krizi ve dolayısıyla da felç geçirme riskini düşürür. Haftada en az 1 kez yemek gerekir. Kalp hastaları için bu miktar haftada 3-4 porsiyon olmalıdır.

ADET SANCISI
Muz:İçerdiği yüksek oranda B6 vitamini sayesinde kadınların adet dönemi sancılarını büyük oranda azaltır. Doğal bir ağrı kesici gibidir.
Tarçın:Koli basilinin üremesini önler. Limon çayına balla birlikte eklenerek içildiğinde hem nezlenin yol açtığı boğaz ağrılarına hem de adet dönemi sancılarına iyi gelir.

HAMİLELİK
Enginar:Bol miktarda folik asit ve potasyum içerir. Düşük yağ oranı, sindirimi kolaylaştırıcı etkisi, antioksidan özellikleri sayesinde anne adayı ve bebeğin sağlığına önemli faydaları vardır.
Böğürtlen:E vitamini içerir. Vücuttaki zararlı besin atıklarının temizlenmesini sağlar. C vitamini boldur. Cenini korur.

ÇÖLYAK HASTALIĞI
Kestane: Önemli bir enerji kaynağıdır. Kolayca sindirilebilir. Çölyak hastaları için buğday içermeyen un kaynağı olabilir. E ve B6 vitaminleri içerir. yağ oranları düşüktür.

TİROİD
Midye:Omega-3 yağı açısından zengin bir besin kaynağıdır. İçerdiği selenyum minerali tiroit bezlerinin normal işleyişi için gereklidir.

FELÇ
Turunçgiller:C vitamini zengini turunçgiller içerdikleri flavonoid adlı antioksidanlar sayesinde atardamarların, kalbin zarar görmesini önlüyor. Portakal içerdiği folik asit, kalp dostu potasyum ve kalsiyum sayesinde sağlıklı alyuvar hücrelerinin çoğalmasına neden oluyor.
Hamsi:Kolesterolü düşüren ve kan pıhtılaşmasını önleyen Omega-3 bol bol var.

ASTIM
Soğan:Sarımsakla birlikte enfeksiyonlarla mücadele eder. Kükürt bileşimleri atardamarların zarar görmesini önler. Soğan; kemik erimesine de iyi geliyor.

ARTİRİT
Enginar:Enginarın en büyük özelliği toksinleri temizleme yeteneğidir. Bu nedenle artirit ve romatizması olan hastalara özellikle tavsiye ediliyor. Cynarine adlı madde, karaciğer ve safra kesesinin rahatsızlanmasını engelliyor.

STRES
Mayan kökü:Antivirüs etkisi vardır. Karaciğeri korur. Adrenalin salgılanmasını dengeler. Stresle başa çıkabilmek için gerekli olan kortizol hormonunu salgılatır.

ÜLSER
Lahana:Ülseri olan kişiler için tonik, yani mideyi temizleyici etki yaratır. Yüksek oranda C vitamini içerir. Kırmızı lahana vücutta antioksidan özelliğe sahip A vitamini içerir. Kanseri önleyici etkiye sahiptir.Çiğ olarak salatalara katılması tavsiye edilir.

KEMİK ERİMESİ
Kayısı:Yüksek oranda kalsiyum ve magnezyum içerir.
Süt:Kalsiyum, protein, B2-A-E-D vitaminleri, folik asit, fosfor ve demir kaynağıdır. Kalsiyum, D vitamini ve fosfor ile birlikte kemikleri ve dişleri güçlendirmek için çalışır. Bunların eksikliği kemikleri eritir.

ARAÇ TUTMASI
Zencefil: Sindirime yardımcı olur. Mide bulantısını giderir. Enerjinizi artırır. Seyahatin ve otomobilde uzun süre gitmenin yol açtığı bulantı ve rahatsızlıkları azaltır.

CİLT SORUNLARI
Papatya:Bitkisel yağ ve kimyasallar içerir. Çay olarak içildiğinde sindirime yardımcı olur, karın ağrılarını dindirir. Sıcak bir banyonun ardından hazırlanacak papatya çayı torbaları, egzamanın neden olduğu kaşıntı ve yanmaları alır.
Acı pul biber: Portakaldan 3 kat daha fazla oranda C vitamini içerir. Capsantin adlı kimyasal madde zona hastalığının neden olduğu ağrıları dindirmek için yapılan kremlerde kullanılır.
Portakal suyu:Bir bardak portakal suyu günlük C vitamini ihtiyacınızın tamamını karşılar. İçindeki potasyum vücudun su dengesini korur; cildin kurumasını, kırışıklıkların meydana gelmesi önler.
Portakal yağı:Susam yağıyla karıştırılarak kullanıldığında iyi bir cilt yağı elde edilir.Ayrıca;selülitli bölgelere portakal yağıyla masaj yapılması tavsiye edilir.

LAKTOZ DAYANIKSIZLIĞI
Badem:Yüksek oranda kalsiyum, magnezyum, potasyum, fosfor, E vitamini, B2 vitamini, antioksidan içerir. Bu nedenle laktoz (süt şekeri) dayanıksızlığı bulunan ve günlük gıdalar yiyemeyen kişiler için badem ideal bir besin kaynağıdır.

KALP
Bezelye:Haftada 10 porsiyon domatesli bezelye yemeği yiyen bir erkeğin, yemeyene oranla prostat kanserine yakalanma riski yüzde 35 daha az. B vitamini ve protein deposu olan bezelye, kalp için de çok önemli.
Kepekli Ekmek: Kalp hastalıklarıyla bağırsak kanseri için faydalıdır.Günde 12 gramdan fazlası kişiye göre zararlı olabilir.
Kiraz: 100 gramında 40 kalori bulunuyor. İçerdiği ellegic asit, vücudu kansere karşı korurken,kiraz kalp damarlarındaki normal bir kan dolaşımını sağlar. Çok kiraz yenmesi, gut hastalığına yakalanma riskini de düşürür.Günde 20 kiraz yemek 1 aspirin yerine geçiyor.
Çikolata:E vitamini, magnezyum ve demir; kalp hastalıklarına yakalanma riskini düşürür. Günde en fazla 1 çikolata yiyin.
Elma: Günde 5 adet yiyin.
Mısır Gevreği: Günde 1 tabak yeterli.
Salatalık:Diyet yapanların en büyük yardımcısı olan salatalık, kolesterolü düşürür. Kalbi güçlendirir.Unutmadan ekleyelim. Salatayı soymadan yiyin. Çünkü kalbi kuvvetlendiren madde, kabuğu ile derisi arasında bulunuyor.
Yumurta:Tüm yiyecekler içinde en kaliteli proteini içerir. En önemli özelliği, kolesterol oranını düzenleyen lesitin maddesi içermesi. Tavada az yağda pişirilmiş yumurtayı tavsiye ederiz.
Sarımsak:Mutfağınızdan eksik etmeyin. En az 1000 doğal tedavide kullanan sarımsak, sindirim sisteminden, kansere, kan dolaşımından kalp hastalıklarına kadar her şeye yaralı. Ancak hamileler dikkat olmalı. Aşırı sarımsak da kalp yanmaları ve çarpıntılarına yol açar. Günde bir diş yeter.
Humus:E vitamini zengini humus, kanda kolesterol oranını da ayarlar.
Kavun:Bir kavunun yarısı insan vücudunun günlük C vitamininin ihtiyacının tamamını, A vitaminin de yüzde 15`ini karşılar. Kavun, kalp ve böbrek hastalarının diyetlerinde sıkça kullanılan bir meyvedir.
Süt:Tam bir kalsiyum, protein, folik asit, A, E ve D vitaminleriyle fosfor deposu. Çocuk ve genç ve hamilelerin günde en az yarım litre süt içmesi tavsiye ediliyor.
Şeftali:Bir şeftali, günlük C vitamini ihtiyacınızın yarısını karşılar. Sindirimi kolay olan meyvanın koyu renklilerini tercih edin. Çünkü kabuğuna renk veren betakarotene maddesi, kalp ve kansere karşı faydalıdır.
Pirinç:E ve B12 dışında tüm B vitaminleri ve potasyum içerir. Özellikle kolon ve bağırsak kanserlerine karşı faydalıdır.Kolesterolü düşürdüğünden kalbe iyi gelir.
Tuz:Vücuttaki kan dolaşımını ve sinir sistemini düzenler. Mide kanseri, kemik erimesi, kalp sorunlarına bire birdir. İngiliz Sağlık Bakanlığı, halkına günde 9 gram tuzun kafi olduğunu, aşırısının vücuda zarar vereceğini açıkladı.
Çay:Günde 2 bardak içilen çayla, 4 elma, 5 soğan, 7 portakal yemiş gibi kalp dostu antioksidan madde almış olursunuz. İngilizler, özellikle çocukların haftada en az 6 bardak sütlü çay içmesini öneriyor.
Ton Balığı: Kolesterol ve tansiyonu düzenler. Anemi hastalığına karşı D ve B12 vitamini içerir. Birçok kansere karşı vücudu içerdiği nikotinik asitle korur. Bir konserve ton balığı vücudun D vitamini ihtiyacının tamamını karşılıyor.
Hindi Eti: 125 gramı, vücudun günlük folik asit ihtiyacını karşılar. Folik asit, kan hücrelerinin yenilenmesine yardımcı olur.
Karpuz:Bir dilimiyle günlük C vitamini ihtiyacınızın %80`nini karşılarsınız. İçerdiği potasyum, kan dolaşımını sağlar.

KANSER
Kayısı:Antioksidan olan betakaroten açısından zengindir. Hücrelere ve dokulara zarar veren moleküllerin etkisini ortadan kaldırarak kansere karşı koruyucu etkisi vardır. Lifli olduğu için bağırsakları koruyucudur.
Tahıllar:Arpa, mısır, buğday, yulaf gibi tahıllar B ve E vitamini, potasyum ve kalsiyum içerir. Kanserojen maddelerin vücuttan atılması sürecini hızlandırır. Tahıl ağırlıklı bir beslenme rejimi, bağırsak kanseri riskini yarı yarıya azaltıyor.
Fasulye:Fasulye, C vitamini ve betakaroten gibi kalp hastalığı ve kanseri önleyen antioksidanlar açısından zengindir. B vitamini de seks hormonlarını kuvvetlendirir.
Pancar:Demir ve folik asit açısından zengin olan pancar eski çağlardan beri kan hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır. Amerikalı uzmanlar pancar suyunun sarılık tedavisinde de etkili olduğunu belirtiyor.
Lahana:Kanserli hücrelerin çoğalmasını önleyen karoten maddesi içerir.
Havuç:Tam 40 araştırma havuç tüketimi arttıkça kanser riskinin azaldığını ortaya koymuştur. Bunun temel nedeni betakaroten, C ve E vitaminleri gibi antioksidanlar açısından zengin oluşudur.
Nohut:Yağ düzeyi düşük olan ve kolesterol içermeyen nohut kalsiyum, magnezyum, fosfor, potasyum, bakır, manganez, betakaroten ve folik asit açısından zengindir. Göğüs kanserine karşı korur.
İncir:Potasyum, demir ve kalsiyum içerir. Sindirim sistemine yardımcı olur. Eski çağlarda kanserli hücrelerin tedavisinde kullanılan incir, modern tıp tarafından da kansere karşı koruyucu olarak öneriliyor.
Sarımsak:Bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve kansere, yüksek kolesterole, kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarına karşı koruyucu etkisi vardır.
Fındık:Kalp krizine karşı koruyucu olan E vitamini açısından en zengin besinlerin başında gelir. Her gün yenilen bir avuç fındık kansere ve kırışıklıklara karşı koruyucudur.
Mercimek:B vitamini, demir, kalsiyum, magnezyum, fosfor ve potasyum içerir. Lifli özelliği kandaki kolesterol oranını düşürür, şeker ve kalp hastaları için yararlıdır.
Zeytinyağı:İçindeki omega yağ asitleri, kandaki kolesterol düzeyini dengede tutar. Antioksidan özelliği olan E vitamini açısından da zengindir. Bu sayede kalp krizi, felç, kanser ve erken yaşlanmaya karşı beyni koruyucu etkiye sahiptir.
Soğan:Bağışıklık sistemini güçlendirir. İçerdiği allicin ve sülfür; mide ve bağırsak kanserine karşı koruyucu etkiye sahiptir. Son araştırmalar kemik erimesine karşı, peynir ve sütten daha etkili olduğunu göstermiştir.
Şeftali:Teki bile insanın C vitamini ihtiyacının yüzde 50,sini karşılayabilir. Sindirimi kolaydır. Kansere ve kalp krizine karşı koruyucu olan betakaroten açısından da zengindir. Bir tanesinde 33 kalori vardır.
Pirinç:Pirinç mükemmel bir enerji kaynağıdır. E ve B vitaminleri açısından zengindir. Bağırsak kanserine karşı koruyucu olan pirinç, kolesterolü düşürerek kalp krizi riskini de azaltır.
Çilek:Kolesterol düzeyini düşürür ve sindirim sistemini düzenler. Ellegic asit adı verilen kansersavan bir maddeyi de içerir.
Domates:Likopen açısından zengin ender bitkilerden biridir. Likopen, pankreas gibi çeşitli kanser hastalıklarını önleme konusunda hayati önemdedir. C vitamini açısından zengindir ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirir. Lifli bir besin olması da bağırsak kanseri riskini azaltır.

GÖZ
Mısır:Zeaksantin adlı bir bitkisel bileşim içerir.Bu madde yaşa bağlı olarak gelişen görme bozukluklarını azaltır.
Ispanak:Antioksidan özelliği taşıyan A vitaminine dönüşen betakaroten içerir. Sağlıklı gözler için gereklidir. Katarakt ve diğer göz tabakalarının bozulmasına karşı lutein maddesi de içerir.Pişirdikten sonra hemen tüketin; beklemesi halinde içindeki yararlı maddeler toksik maddelere dönüşebilir.

BAĞIRSAK
Elma:Protein, vitamin ve doğal kimyasallar sayesinde sindirime yardımcı olur. Sindirimi kolaylaştırır. Bağırsak sorunları çeken kişiler için dengeleyici ve normalleştirici besin olarak nitelenirler

Şifalı Meyveler,Şifalı Meyveler Yararları,

İncir: Bağırsakları çalıştırır, enerji verir. Cinsel güce yardımcıdır.

Elma: Böbeklerin temizlenmesine, sindirim rahatsızlıklarının kontrol edilmesine yardım eder.

Kayısı: Kan yapıcıdır. Güzel bir cilt ve saça olumlu etkisi vardır. Kanserin önlenmesinde yardım eden iyi bir karotenoid kaynağıdır.

Muz: Kalbe ve kas sistemine yararlıdır. Yorgunluğa ve ishale birebirdir.

Vişne: Mineral ve vitamin deposudur. Koyu renkli vişneler, açık renklilere oranla daha fazla mineral içerir.

Greyfurt: Sindirimi uyarır. Diş etlerinin kanamasını azaltır, soğuk algınlığına iyi gelir. Lifleriyle yenirse, kolesterolü düşürür.

Portakal: Soğuk algınlığı, grip, incinme, kalp hastalığı ve felçten korunmaya yardım eder.

Mandalina: Enfeksiyonlarla savaşmayı kolaylaştırır.

Üzüm: Böbreklerin çalışmasını uyarıp kalp atışını düzenler. Karaciğeri temizler. Siyah üzüm kabukları ve çekirdekleriyle yenirse hücre yenileyicidir.

Kavun: Endişe ve uykusuzluğa iyi gelir. Bağırsak ve cilt kanserine karşı Amerikan Kanser Topluluğu’nca tavsiye edilmiştir.

Karpuz: Kabuğundaki çinko iktidarsızlığa iyi gelir. Böbreği temizler.

Kiraz: Kolesterolü düşürür, özellikle sapları idrar söktürücüdür.

Armut: Kalp - damar sağlığı, alçak kan basıncı ve fiziksel performansa iyi gelen vitaminleri barındırır.

Çilek: Sigara dumanının etkilerini azaltır. Sigara içilen bir odadayken gün boyunca ağza iki çilek atılması önerilir.

Sivribiber: Şişkinliği azaltmada faydalıdır. Saçlara, tırnaklara ve cilde çok iyi gelir.

Brokoli: Mide ve yemek borusu kanseri tehlikesini azaltır.

Lahana: Yaşlanmayı önleyici mineral olarak kabul edilen selenyum sağlıklı bir cilt verir, erkeğin cinsel gücünü artırır.

Havuç: Enerji verir. Karaciğerin safra salgılamasına ve kolesterolü dengelemesine yardım eder.

Salatalık: Kasları gençleştirir. Deri hücrelerine elastikiyet verir.

Sarmısak:
Tansiyonu düşürür, kan pıhtılaşmasını azaltır. Bazı mide kanserlerini önlediği ve bağışıklık sistemini güçlendirdiği kanıtlanmıştır.

Ispanak: Karaciğeri, lenf bezlerini ve kan dolaşımını uyarır.

Ağız etrafı sivilceleri


Ağız Çevresi sivilceleri yani Perioral dermatit ağız etrafında tekrarlayan sivilceler ve kızarıklık belirtisi olan bir çeşit sivilce hastalığıdır. Genellikle ağız çevresinde, kızarıklık ve soyulmaların olduğu bir zeminde papül ve püstüllerle seyreder. Yanma duygusu hissedilebilir ancak kaşıntı şikayeti  yoktur.
Perioral dermatt papülleri topluiğne başı büyüklüğündedir. Nadiren nodüler lezyonlar oluşabilir. Dudak kıvrımı ile perioral dermatit alanı arasında 4-5 mm'lik hastalıksız deri alanı mevcuttur. En sık ağız çevresi tutulsa da burun kenarı, yanaklar ve göz çevresinde de perioral dermatit görülebilir.
Hastaların çoğu 20-35 yaş arası genç kadınlardır. Perioral dermatit kronik bir hastalıktır. Hastalık günler içersinde yatışarak ve alevlenerek seyreder. Tedavi edildiği taktirde iz bırakmadan geriler.
Perioral dermatit nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Ancak bir takım faktörlerin perioral dermatiti ortaya çıkardığı veya alevlendiği ortaya konmuştur.
  • Tahriş reaksiyonları
  • Kortizon kullanımı
  • Ultraviyole ışıları
  • Hormonlar
  • Diş macunları
  • Diğer faktörler:
Ciltte kıl köklerinde normalde var olabilen Demodex folliculorum adlı bir parazitin sayısının  aşırı artması perioral dermatit nedenleri arasında gösterilmiştir.

PERİORAL DERMATİT TEDAVİSİ:
Ağız yoluyla tetrasiklin veya türevleri (doksisiklin) kullanılır. Ortalama 4-6 hafta tetrasiklin veya doksisikline devam edilir. Hastalık kontrol altına alındıktan sonra daha düşük dozlarla veya haftada bir-iki kez kullanılmak üzere bir süre daha devam edilebilir.
Tedaviye dirençli  veya daha önce kortizonlu krem kullanımı nedeniyle şiddetli seyreden vakalarda  çok düşük doz ( 0.05-0.2 mg/kg günlük) 8-12 hafta isotretinoin kullanılabilir.Etkisi düşük olmakla beraber haricen %1 metronidazole, benzoyl peroxide krem veya jeller tedavi idamesinde kullanılmaktadır.Kortizon içeren krem ve pomatlardan özellikle kaçınılmalıdır.

LAZERLE SİVİLCE AKNE TEDAVİSİ


Toplumun %80 'nini etkileyen sivilcede,  antibiyotiklere direnç gelişmesi ve isotretinoin kullanımının bazı hastalarda yan etki yapması nedeniyle alternatif tedaviler aranmaktadır.  Ayrıca sivilcenin tekrara yatkın bir hastalık olması nedeni ile değişik tedavilere gereksinim duyulmaktadır. Lazer ve ışık ile sivilce tedavisinde mucize çözüm gibi sunulmakla birlikte henüz standart tedaviler listesine girebilmiş değildir. Çeşitli bildiriler olmasına karşın etkinliği ve etkinliğinin kalıcılık oranı hakkında daha fazla araştırmalara ihtiyaç vardır.

Lazerle Sivilce Tedavisinin Etki Mekanizmaları
Propionibacterium acnes bakterisinde bulunan porfirin maddesinin görünür ışık enerjisini direk emilimi: Sivilceler iltihapsız ( komedon) ve iltihaplı (papül, püstül ve nodülokistler) elemanlardan oluşur. İltihaplı sivilce oluşmasında başlıca nedenlerden biri normalde deride yaşayan ve yağ kanallarında bulunan P. acnes bakterisidir. P. acnes porfirin adı verilen bir madde üretir.  Bakterilerdeki  porfirin maddesi ışık enerjisini emer. Bunun sonucunda toksik oksijen radikalleri salınarak, bakteri tahrip olur. 

Bu şekilde etkili lazer ve ışık sistemleri:

UVA/UVB
Mavi ışık tedavisi (Blue-Light ):
Kırmızı ışık ve mavi ışık kombinasyonu
KTP lazer
PDL lazer
Yağ bezlerinin ısı ile hasarlanması: Bu yöntemde, deride hasar yapmadan deri altındaki yağ bezleri ısınarak tahrip olur. Gerileyen yağ kanalları sonucunda sivilceler uzun süreli iyileşme dönemine girer.
Bu şekilde etkili lazer ve ışık sistemleri:

Fotodinamik tedavi:
1450 nm diode lazer 
1540 nm Er: Glass lazer.
Radyofrekans tedavisi
Lazer ve ışık tedavileri sivilce giderilmesinde umut vericidir. Ancak çok yeni olan bu yöntemler halen araştırılma safhasındadır ve sivilce tedavisinde ilk seçenek değildir. Lazer ve ışık tedavileri iltihaplı ama iz (skar) olmayan sivilcelerde medikal tedaviden yanıt alınamadığında düşünülmelidir. İltihaplı sivilce ve iz şikayeti olan hastalarda lazerle sivilce tedavisi ilk seçenek olarak düşünülebilir.

Lazerle sivilce yani akne tedavisi kimi hastalarda hemen sonuç verirken bazı hastalarda etkili gözükmemektedir. Ayrıca pek çok kez tedaviyi tekrar etmek gerekmektedir.

Araştırmaların  artması ve teknolojinin gelişimi ile lazerle sivilce tedavisinde daha etkin bir rol oynayabilir gözükmektedir. Çalışmalar lazer ve ışık yönteminin yeni bir alternatif olduğunu düşündürtmektedir.  Ancak sivilce tedavisinde lazer ve ışık tedavisinin bir alternatif olduğunu unutmamak gerekir. Mutlaka bir dermatoloğun uygun gördüğü zaman uygulanması gereklidir.

SİVİLCE İZLERİNİN TEDAVİSİ

Sivilce sonrası kalan izler sivilce esnasında oluşan reaksiyonun yaygınlığı ve derinliğinin derecesine bağlıdır. Reaksiyonun  şiddeti sivilce izlerinin tipini, derinliğini ve tipini belirler. Üç  tipte iz vardır.
  • Yüzeyel sivilce izleri
  • Derin sivilce izleri
  • Keloid

Yüzeyel sivilce izleri: 
Eğer derinin yüzeyel tabakaları etkilenirse yüzeyel izler kalır. Bu izler hafif kırmızı, çok az deriden çöküktür. Bazen kahverengi renkli değişiklikler de olabilir. Bu tür izler için çok derin işlemler gerekmez. Retinoik asit, meyve asitlerinin deriye uygulanması, yüzeyel peeling işlemleri bu tür izleri giderebilir.

Derin sivilce izleri:
Bu tür izlerde derinin alt tabakaları etkilenir. Deriden oldukça çökük, başlangıçta kırmızı , zaman içerinde beyaz renkte derin izlerdir. Bu tür izlerde daha farklı ve derin işlemler yapılarak bir dereceye kadar düzelme sağlanabilir.
Derin sivilce izleri - Icepick skar
Icepick skar  buz kıracağı  ile delinmiş gibi gözüken  dar, keskin sınırlı bir sivilce izidir. Genellikle 2 mm' den dardır. İzin derinliği derinin alt dokularına ve yağ dokusuna  kadar  gider.  Icepick skar lazer ile cilt soyma ve dermabrazyon gibi iz tedavilerine uygun değildir çünkü çok derindir.  
Derin sivilce izleri- Boxcar skar
Boxcar (yük vagonu) skar yuvarlak veya oval şekilli,  keskin dikey kenarlı deriden çökük  izlerdir. Icepick skardan farkı, izin dibi sivri değildir.  Yüzeysel boxcar skar 0.1-0.5 mm derinliktedir. Bu tür izler derin soyma teknikleri ile iyileşebilir. 0.5 mm den daha  derin izler  derin soyma tedavilerinin dışındaki diğer teknikler uygulanmalıdır
Derin sivilce izleri - Rolling skar
Rolling (dalgalı) skar normal görünümlü üst  derinin , alt tabakalar tarafından çekilmesi sonucu oluşur. Bu yüzden deri dalgalı görünür. Rolling skar  subsizyon tekniği dışındaki tedavilerle iyileşmez.

Keloid:
Nadiren bazı kişilerde sivilce bölgesinde fibroblastların ( kollajen üreten hücreler) fazla çalışması nedeni ile  deriden yukarı doğru büyüyen kabarık yara dokusu yani keloid oluşur. Daha çok erkeklerde gövde bölgesinde görülür.

Akne ve Rozase Arasındaki Farklar


Akne                                                        
13-30 yaş arasında görülür.                               
Ciltte yağlanma                                        
Komedon,kist, izler,papül, püstül                        
Antibiyotik tedavisine yavaş yanıt                        
Rozase
30 yaş sonrası görülür.
Ciltte ateş basması ve kırmızılık
Sadece papül ve püstül
Antibiotik tedavisine hızlı yanıt
Rozasenin sınıflandırıması
Geçici kızarıklık basmaları dönemi: Yüzün orta kısmında kızarıklık olur. Sıcak, güneş ışığı, stres ve gıdalar tetikleyebilir.
1. evre: Yüzdeki kızarıklık kalıcıdır. Kılcal  damar genişlemeleri vardır.
2. evre : Yüzde yaygın papül ve püstüller vardır. Yüzde genel ödemde olabilir.
3. evre: Yüzde daha büyük nodül şeklinde oluşumlar ortaya çıkar. Rinofima gelişir.

Akne Rozasenin çeşitleri
Rozasede kalıcı yüz ödemi:
Alın, yanak ve iki kaş arası şişlik olur. Rozasenin diğer belirtileri eşlik etmeyebilir.
Lupoid rozase:
Göz etrafı ve ağız etrafında çok sayıda ufak kırmızı papüller mevcuttur. Tanısı ve tedavisi güçtür.
Steroid rozase:
Rozaseyi tedavi etmek amacı ile uzun süre kortizonlu kremler kullanılırsa ortaya çıkar. Kızarıklık, kaşıntı, papüller vardır. Kortizonlu krem kesildiği zaman şikayetler daha da şiddetlenir.

Göz rozasesi:
Rozaseli hastaların %58'nında göz tutulumu olur. Bazen hastalık göz bulguları ile başlayabilir. Ciltte rozase başladıktan sonra da ortaya çıkabilir. Gözde ve göz kapağında iltihaplanma, yanma, batma, sulantı şikayetleri olabilir. Ciddi iltihaplanmalar olabilir. Göz doktoru tarafından takip edilmelidir.

Rinofima:
Özellikle erkeklerde burunda ortaya çıkar. Burunda şiddetli iltihaplanmalar, kırmızılık ve büyüme görülür. Burunda şiddetli şekil bozukluğu yapar.

Rozase konglobata:
Çok şiddetli bir rozase şeklidir. Kanamalı ve yara şeklinde nodüller oluşur. Özellikle alın ve yanakta ortaya çıkar.

Tedavi:
Sistemik tedavi: Başlıca antibiotik olarak tetrasiklin türevi ilaçlar ve metranidazol kullanılmaktadır.
Şiddetli ve tekrar eden hastalarda isotretionin etkili olmaktadır.
Mide problemi olan hastalarda Helicobacter pylori araştırılmalıdır. Helicobacter pylori bulunursa antibiotik tedavisi uygulanmalıdır.
Haricen uygulanan tedavi: Tahriş edici ürünlerden ve alkol içeren toniklerden uzak durulmalıdır.
Metronidazol içeren krem ve jeller faydalıdır. Ayrıca eritromisin içeren krem ve jellerde faydalı olabilir. Azeleik asit  son zamanlarda akne rozase de faydalı bulunmuştur. Sülfür içeren yapma ilaçlar eski yıllarda kullanılırdı. Etkinliği düşüktür.
Topikal kortizonlu krem kullanımından kaçınılmalıdır. Başlangıçta iyi gelse de zaman içinde alışkanlık yapar ve rozaseyi şiddetlendirebilir. Çok özel durumlarda hekim kontrolünde kısa süreli uygulanabilir.

Genel alınacak önlemler: sıcak içecek ve yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Alkl ve kafein alınmamalıdır. UVA ve UVB'ye etkili en az 20 faktörlü  güneşten koruyucu günlük bakımda kullanılmalıdır. Yaz ayları ve güneş altında daha yüksek koruma faktörlü kremler kullanılmalıdır. Yüze 2-3 dakikalık  hafif masajlarda etkili olabilir.

Akne , Sivilce nedir , nasıl tedavi edilir ,


Akne ( sivilce) nedir.
Akne (sivilce) yüz, boyun, göğüs, sırt , omuz ve üst kollarda görülen, yağ kanallarını tutan bir hastalıktır. En sık ergenlik çağında görülmekle birlikte 20 li yaşlarda ve hatta 40 lı yaşlara kadar devam edebilir . Her zaman olmasa da akneli kişiler  genellikle yağlı bir deriye sahiptir. Akne zamanla, ilerleyen yaşlarla birlikte iyileşebilir. Yine de bunun olmasını beklemek gereksizdir. Çünkü tedavi edilmeyen akneler skar denilen kalıcı, ciddi izler bırakabilir. Ayrıca akneli dönem uzun sürebilir. Bu dönem içinde kişiye görüntü bozukluğu yaratarak can sıkar ve psikolojik olarak rahatsızlık  verebilir. Bu yüzden bir dermatolog tarafından tedavi edilmesi uygundur. .

Akne (sivilce) nasıl oluşur  :
Hem erkek hemde kadınlarda bulunan erkeklik hormonları ergenlik çağında yükselir ve derideki yağ bezlerini uyarır ve genişletir. Bu yağ bezleri, aknenin ensık görüldüğü alanlarda (yüz, göğüs,sırt) bulunur.
Yağ kanalları folikül olarak adlandırılan kıl içeren kanallarla da bağlantılıdır. Yağ bezleri sebum olarak adlandırılan yağlı bir madde üretir. Sebum, deri üzerine deri yüzeyine açılan kıl folikülleri vasıtasıyla boşalır. Bu kıl foliküllerinin ağızları por olarak adlandırılır. Sebum yani yağ , kıl folikül kanalındaki hücrelerin dökülmesi ile birlikte kanalda yapışkan bir hale gelir. Böylece por tıkanmış olur. Bakteriler foliküldeki yağ ve hücrelerle beslenerek çoğalırlar. Bu bakteriler kimyasal maddeler salgılayarak  burada bir reaksiyon yaratırlar ve folikül duvarı parçalanır. Sebum, bakteriler, ve hücreler deri içine dağılarak kızarıklık şişme ve iltihap akıntısına neden olur. Nadiren akneler hormonal dengesizliğe de bağlı olabilir.

Genel bilgiler:
Akne (sivilce) tedavisi uzun bir süreçtir. Tüm akne (sivilce) tedavileri yeni akne (sivilce) oluşumunu engelleyerek etkili olur. Düzelmeler zaman alır. Eğer akneler 6-8 haftada iyileşmeye başlamadıysa tedavinin değiştirilmesi gerekir.
Dermatologlar tedavileri aknenin (sivilce) tipine göre belirlerler. Bazen başka nedenlerle örneğin makyaj, losyonlar veya alınan ilaçlardan dolayı akneye benzer döküntüler olabilir. Dermatoloğunuzla görüşürken  kullandığınız ilaç ve ürünleri iyi belirtmeniz gerekir.
Dermatoloğunuz size dışardan  porların tıkanmasını engelleyen ve bakterileri azaltan A vitaminli veya benzoyil peroxidli
krem, jel veya losyonlar önerebilir. Bu ürünler bazen kuruluk ve soyulma yaratabilir. Dermatoloğunuz size doğru kullanımı ve yan etkilerin olmaması için tavsiyelerini belirtecektir.
Deriye sürülerek kullanılan antibotiklerde vardır. Bunların kulanımı daha hafif aknelerdedir.  Eğer geniş kırmızı ve derin sivilceleriniz varsa bunlara direk olarak içine kortizon injekte edilerek hemen iyileşmesi sağlanabilir.
Dermatoloğunuz siyah noktacık beyaz yağ butonlarını ve iltihaplı kesecikleri özel aletlerle temizleyebilir. Ancak kendiniz bunlarla oynamamalısınız. Akneyi (sivilce) derinleştirerek daha fazla büyümesine ve iz bırakmasına neden olabilirsiniz.
Ağız yoluyla antibitikler özellkle tetrasiklin, doksisiklin veya eritromisin orta ve şiddetli aknede kullanılırlar. Antibiotikler kıl folikülündeki bakterileri azaltırlar. Bu da  kızarıklıklar ve iltihaplanmaları azaltır.
Doğum konrol hapları kadınlarda akneyi önemli derecede iyileştirdikleri gözlenlenebilir bu amaçla tedavi maksadıylada kullanılırlar.

Genel prensipler:
Akne (sivilce) etkili bir şekilde tedavi edilebilir ancak tedavi yavaş ilerler. Akne tedavisinde iyileşmeler 2. ayda başlar ve 4-8 ay arasında tamamen bir düzelme sağlanır. Özellikle ilk 1. ayda aknenin artması gibi durumlar söz konusu olabilr. Bunu bilerek sabırlı ve dermatoloğunuzla irtibat halinde olursanız tedavi mükemmel sonuç verecektir.
Mümkünse nemli ortamlarda sauna havalandırması olmayan mutfaklarda bulunulmamalıdır.
Yağlı ürünler ve kozmetikler kullanılmamalıdır.
Tahriş edici ovalayıcı tarzda deri temizliği akneyi alevlendirebilir kaçınılmalıdır.
Akneler (sivilce) sıkılıp kopartılmamalıdır.


Hafif akne (sivilce) tedavileri:
Hafif akneler (sivilce) topical jel solusyon ve losyonlarla tedavi edilir. Ekstra vitamin ve minerallerin kullanımının tedaviye faydası bulunmamıştır.
Yüzünüzü su ile hafif bir temizleyici sabun veya antiseptik jel kullanarak günde iki kez yıkayın
Akne (sivilce) ürünlerini sadece akne üzerlerine nokta halinde değil tüm etkilelen alanlara yayarak uygulayın.
Akne (sivilce)  tedavi ajanları ilk 2-4 hafta kuruluk yaratabilir. Zamanla cilt bu reaksiyonları göstermez.
Yağsız bir nemlendirici kuruma şikayeti için kullanılabilir.
Yağlı kozmetikler, fondoten, krem ve güneş koruyucular kullanılmamalıdır.
Iyileşme 2-4 ay arasında olabilir.
Şiddetli tahrişlerde tedavi bırakılmalı doktorunuzla görüşülmelidir.
Hafif derecede ki aknelerde genellikle topikal yani dışardan sürme şeklinde ilaçlar kullanılır

Topikal akne (sivilce) ilaçları
Antiseptic deri temizleyicileri
Benzoyil peroxide
Azeleik asit
Antibiotikler: clindamisin eritromisin
Retinoidler: tretionin adapalene

Orta dereceli aknede (sivilce) tedavi:
Burda da topical ajanlar yanısıra oral tedavilerde uygulanır.
Antibiotikler tetrasiklin, eritromisin doksisiklin,
Kadınlarda östrojen ve antiandrojen tedaviler diane 35 , spirinololakton vb
Tedaviye dirençli aknede isotretionin

Şiddetli aknede (sivilce) tedavi:
Şiddetli akne (sivilce) ağızdan ilaçlarla tedavi edilir. Hasta mutlaka dermatolog kontrolünde olmalıdır.
Pekçok hasta oral isotretionin ile tedavi edilir. Bu tedavi hasta için uygun değilse
Uzun süreli antibiotikler
Kadınlarda antiandrojenler tedavi kullanılabilir.

Sık Sorulan Sorular

MÜŞTERİ İLETİŞİM & DESTEK MERKEZİ ve SIKÇA SORULAN SORULAR, genel olarak müşterilerimizden gelen soru, öneri, şikayet ve istekler derlenerek size daha kapsamlı hizmet vermek amaçlı hazırlanmıştır. Unutmayınız ki mesaj yoluyla bizlere iletilen destek talepleriniz konunun yetkilisine direk ulaştığından süratli bir şekilde değerlendirilmekte ve yanıtlanmaktadır. Hizmet kalitemizi artırmak ve Herbalislife.com servislerini daha faydalı kılmak için öneri, istek ve şikayetlerinizi değerlendirmek bizim için çok önemli... Sağlıklı Günler Herbalislife.com Ekibi

Bir ayda kaç kilo kontrol edebilirim , nasıl yapıyorsunuz ?

Her insanın metabolizması farklı çalışır,bu nedenle alınan sonuçlar da kişiye göre değişmektedir.Buna yaşam tarzı,yeme alışkanlıkları,genel sağlık durumu da etki edebilir.

Sizinle yapılacak olan görüşme sonrasında, vücut tipinize, amaçlarınıza, zamanınıza ve bütçenize uygun olan beslenme programınızı bulacaksınız. Zaman içerisinde gelişmeleriniz danışmanınız tarafından incelenecek ve programlar gerekirse değiştirilecek. Karşılaştığınız tüm sorunlarda veya aklınıza takılan ve bilgi almak istediğiniz konularda danışmanınıza online olarak ulaşabilecek ve kendisinden bilgi alabileceksiniz.

Ürünlerinizin reklamı niçin yok ?

Çalışma sistemimize göre ürünlerimizin reklamı tv,gazete,dergi vs.medya aracılığı ile yapılmaz.Memnun müşterilerimiz yeni müşterileri getirirler.En iyi reklam da memnun müşterinin yaptığı reklamdır.Ürünün reklamını sonuç almış kişiler ürünü birbirlerine tavsiye ederek kendiliğinden yapar.

Ürünlerinizi nereden satın alabilirim ?

Danışmanınız ile görüşme yaptıktan sonra başvuru formunuzu dolduracaksınız,sonrasında kullanmanız gereken ürünler belirlenecek ve size özel hazırlanmış programa başlayacaksınız.

Bu ürünler sadece kilo kontrolü için mi kullanılır ?

Hayır. Bu ürünler tamamen beslenme ürünleridir. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı onaylıdır, yani gıdadır.Kesinlikle ilaç değildir. Kullanılan ürünler ve kullanma şekli farklı olmakla beraber kilonuzu kontrol etmenizi sağlamaktadır.Genelde strese maruz kalanlar,enerji problemi yaşayanlar,kilosu fazla ya da eksik olanlar ürünlerimizi tercih etmektedirler.

Bazı sağlık problemlerim var ama kilo kontrolü yapmam da gerekiyor,ne yapmalıyım ?

Danışmanınızla görüştükten sonra ürünleri kullanmaya başlayabilirsiniz.Şeker hastaları da olmak üzere yemek yiyebilen herkes bu ürünleri kullanabilir.Sizin için de özel bir program hazırlanır.

Ürünleriniz güvenilir mi ?

Herbiri birbirinden değerli bilimsel tıp danışma kurulu üyeleri tarafından hazırlanan ürünlerimiz ile %100 sonuç garantisi ve 30 gün para iade garantisini sunarak size hizmet vermekteyiz.Bunu başka hiçbir firmada bulamazsınız.

ALIŞVERİŞ & ÖDEME İŞLEMLERİ

Herbalislife.com'da doğrudan ürün satışı yapılmamaktadır.Öncelikle ihtiyacınız olan ürünler belirlendikten sonra danışmanınızın önerdiği ürünleri alabilirsiniz.

Kilo Vermenin Sırları

Yaz aylarının kabusa dönüşmemesi için kilo verme zamanı geldi de geçiyor bile. Ancak bahsettiğimiz şok diyetlerle değil, dikkatli olun!

Malum; kıyafetler özgürleşecek, fazlalıklar paltoların ardına saklanamayacak, kilolar gitmediği taktirde deniz keyfi bir “sendrom”a dönüşecek...

Hareketsizlik, stres, fast-food ve atıştırma alışkanlığı, uykusuzluk ya da fazla uyuma, yağlı yiyecekler... Ve maalesef kaçınılmaz bir gerçek bir gerçek; şişmanlık..

Tüm dünyada gittikçe grafiğini yükselten obezite artık bir hastalık konumunda. Her beş kişiden birinde mutlaka görülen bu durum, sağlığı bir hayli tehdit ediyor. Fiziksel aktivitede azalma, beslenme alışkanlıkları, yaş, cinsiyet (kadın), ırksal faktörler, eğitim düzeyi, evlilik, doğum sayısı, sigarayı bırakma ve alkol risk faktörleri arasında.
Dengesiz ya da fazla beslenme beraberinde kalp, tansiyon, damar tıkanıklığı, kolesterol ve şeker gibi birçok hastalığa davetiye çıkarıyor.

Kışın alınan kilolar, yaz mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte bir anda verilmek isteniyor ve çare şok diyetlerde bulunuyor. “1 haftada 5 kilo vermek” gibi bir mucize olarak görülen kısa süreli diyetler, sağlık açısından ciddi sorunları da beraberinde getiriyor. Sindirim ve sinir sistemi bozuklukları, kansızlık, yorgunluk, halsizlik, baş dönmeleri, bulantı ve kusma bunlardan sadece bir kaçı... Bilinçsiz beslenme, yetersiz besin öğeleri metabolizmayı bir anda çökertiyor. Kilo kayıpları yağ yerine su ve kastan oluyor. Metabolizmanın yavaşlaması, verilen kiloların ve hatta daha fazlasının belli bir süre sonra hızla alınmasına neden oluyor.

UZMANLARDAN TAVSİYELER....

Zayıflamak isteyen bir kişi öncelikle beynini bu koşula hazırlamalı, bir uzmana başvurmalı ve hedef belirlemelidir. Az, sık ve öz yemelidir. Uzun vadeli diyetler uygulamalıdır. Kilo almanın temelinde yatan atıştırma ve hareketsizlik gibi alışkanlıklarından vazgeçmelidir. Günlük alınan kalori miktarından 500-1000 kalorilik kısmının az alınması haftada ortalama 1 kilo verilmesini sağlar ve doğru olan da bu ölçüdür. İstenilen kiloya ulaştıktan sonra mutlaka koruma programına geçilmelidir.

“İDEAL KİLO VERME”NİN SIRLARI...

- Yaş, kilo, boy, fiziksel aktivite düzeyi ve vücut analizinize göre uygun bir beslenme programı takip edin.
- Açlık hissettiğinizde bisküvi, kek, börek vb. gıdaların yerine önce bir bardak su içmek ve meyve, kepekli kraker, yoğurt, beyaz peynir, kuru erik, 3-4 adet ceviz gibi hafif ve sindirimi kolay yiyecekler atıştırın.
- 3 ara öğün ve 3 ana öğün yemeyi alışkanlık edinin ve asla aç kalmayın.
- Günde ortalama 45 dakika yürüyüş yapın.
- Günde 8-10 bardak su için.
- Kan şekerini hızla yükseltip düşürmeyen, tokluk hissi veren, kepekli ve lifli yiyecekleri tercih edin. Üç beyazı (şeker-un-tuz) listenizden çıkartın.
- Kızartmayı sofranızdan uzaklaştırın, onun yerine ızgara, haşlama ve buğulama türüne yer verin.
- Uyku düzeninizi dengede tutun. Çok uyku kadar uykusuzluk da kilo aldırır, çünkü az uyku sinir sisteminin dengesini bozar, stres yaratır ve bu da paralel olarak atıştırma eğilimlerini arttırır.
- Reçeli kendi öz şekeriyle yapın.
- Alkol alımını azaltın.
- Sigara, kahve ve kafeinli içecekler kan şekerini düşürerek şekerli gıdalara saldırmaya neden olduğu için bunlardan uzak durun.
- Hazır gıdalar ve asitli içecekleri hayatınızdan çıkarın.
- Zayıflama ilaçlarından kaçının. Çünkü bitkisel zayıflama ilaçları; vücutta B1 vitamini (thiamin) eksikliğine yol açıyor, karbonhidrat metabolizmasını etkiliyor, istem dışı göz kayması, yürümede dengesizlik ve sinirlilik gibi sinir sistemi bozuklukları yaratır.
- Tartılmayı alışkanlık haline getirin ve eğer mümkünse yediklerinizi not edin.
- Kırmızı et tüketimini en aza indirin, onun yerine belirli ölçülerde tavuk ve balık tüketin.
- Yiyecekleri çok çiğneyin, porsiyonları azaltın, sofradan tıka basa tok olarak kalkmayın.
- Meyve ve tatlıyı yemekten yarım saat sonra yemeyi tercih edin.
- Sofranızda “Omega 3” ve “Omega 6”ya yer verin. Omega 3; ceviz, fındık, soya fasulyesi, lahana, ıspanak, brokoli, marul, kanola bitkisi, soğuk su balıkları, balık yağı ve Omega 6 da ayçiçeği, mısır, soya ve tahıl ürünlerinde bulunur.
- Eğer kabızlık sorunu ile karşı karşıyaysanız; bol sebze ve salata yiyin, spor yapın ve bol su için.
- Ekmek sepetini sofranızda bulundurmayın ve asla televizyon karşısında yemek yemeyin.
- Katı yağ yerine sıvı yağ kullanın ve et yemeklerine yağ katmayın.
- Mutlaka bir endokrinoloji uzmanına başvurun. Çünkü hormon bozukluğu da hızlı kilo alma ve gayret gösterilse de kilo verememe gibi sorunlar yaratır.

O yüzden aşağıdaki hormon değerlerini kontrol ettirin.
Tiroit hormonu: Tiroit bezi T4 ve T3 adlı iki tip hormon salgılar. Tiroit hormonu azlığı metabolizmayı yavaşlatarak daha fazla kilo verilmesini önler.

İnsülin hormonu: Bu hormon kanda çok yüksekse kan şekeri düşer. Bu da şekerli gıdaları daha çok tükemeye neden olur.

Ghrelin hormonu: Mideden salgılanan bu hormon, kilo vermeye başladıkça kanda artmaya başlar ve kişiyi yemek yemeye yöneltir.

Oreksin: Beyinden salgılanan bu hormon da zayıfladıkça yemek yemeyi artırır.

Leptin: Yağ dokusundan salgılanan bu hormondaki değişiklikler de kilo vermeyi önler. Yağ kaybettikçe veya kilo verdikçe kandaki leptin hormonu düşer. Düşük leptin düzeyleri beyni uyararak yemek yemeyi artırır